Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Davası

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası, miras bırakanın borçlarının malvarlığını aşması durumunda açılan hukuki bir davadır. Bu dava, mirasçıların mirası reddetme veya borçlar açısından haklarını belirlemek amacıyla açılır. Türk Medeni Kanunu’nun 605 ve devamı maddeleri ile Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri bu davayı düzenler.

Terekenin Borca Batık Olup Olmadığı Nasıl Belirlenir?

Tereke borca batık olduğunda, mirasçılar terekedeki malvarlığı ile borçların karşılaştırılmasını talep eder. Borçların malvarlığını aşması hâlinde mirasçı, mirası reddetme hakkına sahiptir. Tespitin yapılabilmesi için öncelikle tüm malvarlığı ve borçlar detaylı şekilde incelenir.

1. Terekenin Borca Batık Olması Durumu

Borca batık tereke, miras bırakanın malvarlığının, borçlarını karşılamaya yetmediği durumu ifade eder. Bu durumda mirasçıların iki seçeneği vardır:

  • Mirası kabul etmemek veya sınırlı sorumlulukla kabul etmek,
  • Mirası kabul ederek borçları üstlenmek.

Türk Medeni Kanunu’na göre mirasçı, terekenin borca batık olduğunu tespit ettirebilir ve borçlar konusunda haklarını güvence altına alabilir.

2. Davayı Açabilecek Kişiler

Bu davayı açabilecek kişiler şunlardır:

  • Yasal mirasçılar,
  • Atanmış mirasçılar,
  • Mirasçılık payı üzerinde hak talep eden kişiler.

Dava, miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir ve mirasçının haklarını korumayı amaçlar.

3. Dava Şartları

Terekenin borca batık olduğunun tespit edilmesi için bazı şartlar gereklidir:

  • Terekenin malvarlığı ve borçlarının net olarak belirlenmesi,
  • Borçların toplamının malvarlığını aşması,
  • Mirasçının dava açma yetkisine sahip olması.

4. Dava Süreci

Dava süreci şu şekilde işler:

  1. Dilekçe Hazırlığı: Mirasçı dava dilekçesi ile mahkemeye başvurur.
  2. Tebligat: İlgili taraflara dava tebliğ edilir.
  3. Delil Toplama: Terekenin malvarlığı ve borçlarını gösterir belgeler, banka hesap dökümleri, tapu kayıtları ve borç senetleri delil olarak sunulur.
  4. Mahkeme İncelemesi: Mahkeme, terekenin borca batık olup olmadığını belirlemek için delilleri inceler.
  5. Karar: Mahkeme, terekenin borca batık olduğunu tespit ederse mirasçıların mirası reddetme veya sınırlı sorumlulukla kabul etme haklarını güvence altına alır.

5. Terekenin Borca Batık Olduğu Tespit Edildiğinde Haklar

Tespit sonrasında mirasçılar, borçların tereke malvarlığı ile sınırlı kalacağını ve kendi kişisel mallarının borçlardan etkilenmeyeceğini bilir. Bu durum, mirasçıların hukuki güvenliğini sağlar ve borç yükünü sınırlar.

6. Yargıtay Kararlarından Örnekler

1. Borçların Malvarlığını Aşması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2020/2451 E., 2021/1123 K. kararında:

“Terekenin borçları, malvarlığını aşması hâlinde mirasçının mirası reddetme hakkı vardır. Mahkeme, terekenin borca batık olduğunu tespit ederek mirasçının haklarını güvence altına almalıdır.”

2. Malvarlığının Tespit Edilmesi

Yargıtay 3. HD, 2019/1556 E., 2020/876 K. kararında:

“Terekenin tüm malvarlığı ve borçları ayrıntılı şekilde incelenmeden, borca batıklık tespiti yapılamaz. Mahkeme, delilleri ayrıntılı incelemekle yükümlüdür.”

3. Mirasçının Hakları

Yargıtay 3. HD, 2018/988 E., 2019/1223 K. kararında:

“Terekenin borca batık olduğunun tespiti halinde, mirasçılar mirası reddetme veya sınırlı sorumlulukla kabul etme hakkına sahiptir. Bu hak, mirasçıların borç yükünü sınırlar.”

7. Avukat Desteği ve Sürecin Önemi

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davaları, mirasçıların haklarını korumak açısından kritik öneme sahiptir. Deneyimli bir avukat, dava dilekçesinin hazırlanması, delillerin toplanması ve mahkeme sürecinin doğru yönetilmesi aşamalarında müvekkile rehberlik eder.

🌐 mustafakurnaz.av.tr
📞 0 553 405 72 58 – Tıkla Ara
💬 WhatsApp ile İletişime Geç

Sonuç

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası, mirasçıların miras hakkını güvence altına alır ve borç yükünü sınırlar. Hak sahipleri, mahkeme aracılığıyla terekenin borca batık olduğunu tespit ettirerek, borçlar karşısında güvenli bir konum elde eder. Profesyonel avukat desteği ile dava süreci doğru yönetilebilir ve mirasçı hakları korunabilir.

Terekenin Borca Batık Olup Olmadığı Nasıl Belirlenir?

(Y14HD-K.2019/3115)
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda (terekenin borca batık olduğunun tespiti davası), murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca TMK’nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur.

(Y14HD-K.2015/9138)
Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK. 605/2 madde). Bu maddeye dayanan talepler süreye tabi olmayıp, mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, mirasbırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir. Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklandığı şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez. O halde mahkemece, mirasın hükmen reddinde murisin vefat tarihindeki terekesinin aktif ve pasifiyle birlikte değerlendirilerek borca batık olup olmadığının tespiti gerekirken dava tarihindeki terekenin mevcut durumunun gözönüne alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.

(Y14HD-K.2020/5690)
Murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığı ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıkları araştırılmamıştır. Mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile terekesinin aktif ve pasifinin belirlenebilmesi için Trafik Tescil Şube Müdürlüğünden araç kaydı, bankalardan hesap bakiye bilgileri ve hesap hareketleri, Tapu Müdürlüğünden taşınmaz kaydı, kolluk vasıtası ile ekonomik ve sosyal durumu araştırılmalı, borçlar ölüm tarihi itibari ile belirlenmelidir.

Kimler Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespitini İsteyebilir?

(Y14HD-K.2017/7373)
Yasal mirasçılar, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işleri yapmamış olmaları veya terekeyi sahiplenmemiş bulunmaları halinde terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu yönünde tespit kararı verilmesini isteyebilirler. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu ileri sürmeleri Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olur. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz.

Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca somut olaya gelince; mahkemece yapılan araştırma, inceleme, uyuşmazlığı çözüme ulaştırmaya yeterli değildir. Davalının, davacılar tarafından terekenin sahiplenildiği yönünde iddiası olmasına karşın davacıların terekeyi benimseyip benimsemedikleri hususunda yeterli araştırma yapılmamıştır. Terekenin borca batık olup olmadığı, mirasbırakanın malvarlığı bulunup bulunmadığının, alacak ve borçlarının ve terekenin benimsenip benimsenmediğinin usulüne uygun olarak ayrıca zabıta marifetiyle de araştırılması gereklidir.

Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespit Talebinin Süresi Yoktur

(Y14HD-K.2015/9348)
Terekenin borca batık olduğunun tespitine ilişkin talepler süreye tabi olmayıp, mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen; TMK’nın 610/2 maddesinde açıklanan şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.

(Y14HD-K.2016/2414)
Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu ileri sürmeleri Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırıdır. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz.

Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Davasında Görevli Mahkeme

(Y20HD-K.2015/7744)
Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinde ise asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığının tayin ve tespiti konusunda dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır. Kanunda bu konuda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra terekenin borca batık olduğunun tespitine, “mirasın hükmen reddine” ilişkin olarak açılacak davalarda, davanın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu durumda uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

(Y5HD-K.2021/11937)
Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK ise asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığını tayin ve tespitte dava konusunun değeri ve miktarı ölçüsünü kaldırmış, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır. (HMK’nın 2/1. maddesi).

Somut olayda; davacı, davayı hasımlı olarak ve dava değeri belirtilmeksizin, terekenin borca batık olduğundan bahisle hükmen ret (TMK’nın 605/2.maddesi) isteminde bulunmuştur. Kanunda bu konuda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra terekenin borca batık olduğunun tespitine, “mirasın hükmen reddine” ilişkin olarak açılacak davalarda, davanın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu durumda uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Davasında Yargılama Giderleri

(Y14HD-K.2019/4175)
Murisin vefatı anında terekenin borca batık olduğunun tespiti isteği, bir eda davası niteliğinde olmayıp, mirasçıların bir irade açıklamasında bulunmalarına gerek kalmaksızın, kanundan dolayı mirasın reddedilmiş sayılması (TMK m. 584/2) sonucunu hasıl eden, “mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereği kazanırlar” yönündeki (TKM m. 539/1, TMK m. 599/1) yasal kuralın istisnasını oluşturan bir hukuki durumun saptanmasına yönelik dava türüdür. Bu niteliği gereğince maktu harca ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi harca hükmedilmesi ve davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin de mümkün olmadığı, terekenin borca batık olup olmadığına yapılan yargılama sonrasında karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacıların sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

Borca Batıklığın Tespiti Amacıyla Terekedeki Taşınmaz ve Araçların Değerinin Tespiti

(Y14HD-K.2021/1304)
Somut olayda, mahkemece terekenin borca batıklığının tespiti amacıyla hesap uzmanı bilirkişi incelemesi için delil avansının yatırılması hususunda kesin süre verilmiş ise de dosya kapsamından anlaşıldığı üzere terekenin borca batıklığının tespiti için hesap uzmanı bilirkişiye gerek bulunmamaktadır. Ancak tereke mevcudunda taşınmaz bulunduğundan taşınmazın değerinin tespiti gerekmektedir. Mahkemece taşınmazın değerinin tespiti için delil avansı yatırılması hususunda davacı tarafa süre verilmesi gerekirken hesap uzmanı bilirkişi için süre verilmesi doğru olmadığından verilen kesin süreye uyulmaması nedeniyle davanın reddi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan usul izlenerek terekenin mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi sureti ile karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucunda yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması nedeni ile hükmün bozulması gerekmiştir.

(Y14HD-K.2018/7817)
Terekenin hükmen reddine karar verilebilmesi için terekenin aktif ve pasifinin net olarak tespit edilerek terekenin borca batık olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Mahkemece ölüm tarihi itibari ile mirasbırakanın tüm malvarlığının araştırılması ve dosya kapsamında belli olan araçların temin edilmesi halinde üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile temin edilememesi halinde ölüm tarihindeki kasko değerleri belirlenerek terekenin borca batık olup olmadığının tespiti gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

(Y14HD-K.2021/1100)
Murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığı yeterince araştırılmamıştır. Mirasbırakanın ölüm tarihinde araç kaydının olup olmadığı tespit edilmemiştir. Ayrıca UYAP sisteminden yapılan sorgulamada mirasbırakanın Eskişehir ili, Sivrihisar ilçesi, Karacalar mahallesinde bulunan 402 ada 32 parsel ve 402 ada 33 parsel sayılı taşınmazlarda hissesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu husus mahkemece araştırılarak tapu kayıtları temin edilmeli ve mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile hissesinin değeri taşınmaz başında keşif yapmak sureti ile belirlenmelidir.

Mirasbırakanın Vergi Borcunun Borca Batıklığın Tespitinde Değerlendirilmesi

(Y14HD-K.2019/4172)
Borcun, mirasbırakanın şahsi vergi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu olduğu anlaşılmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.7.1998 tarihli 4369 sayılı Yasayla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı Kanuna 25.5.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen Mükerrer 35. madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince, mirasbırakanın; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu limitet şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Mirasbırakanın yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; mirasbırakanın, “ortağı” ve “yasal temsilcisi” olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve mirasbırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu halde davacıların borca batıklığın tespiti istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu yönler araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Somut olayda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığı ve mirasçının terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece, mirasbırakanın terekesine ilişkin yapılan araştırmalar mirasbırakanın ölüm tarihi esas alınarak yapılmamıştır.

Öte yandan, davacılar vekilinin dava dilekçesinde mirasçıların mirasbırakan öldükten sonra mirasbırakanın Halkbankası AŞ.’ne olan kredi borcunun son taksitini ödediğini beyan etmiş olmasına karşın hangi mirasçılar tarafından, hangi tarihte ödeme yapıldığının, ödemenin icra tehditi altında yapılıp yapılmadığının dolayısıyla mirasçıların terekeyi benimsemeye yönelik bir işleminin olup olmadığının araştırılmamış olması da doğru görülmemiştir.