Terekenin Tespiti Davası
Terekenin tespiti davası, miras bırakanın mal varlığının tespit edilmesi ve mirasçılar arasında paylaşımın sağlanması amacıyla açılan bir davadır. Tereke, miras bırakanın ölümünden sonra geride bıraktığı malvarlığını ifade eder ve bu malvarlığının doğru bir şekilde belirlenmesi, mirasçı haklarının korunması açısından önemlidir.
Terekenin Tespiti Davası Nedir?
Bu dava, mirasçılar veya mirasçı olabilecek kişiler tarafından açılabilir ve miras bırakanın malvarlığının hukuken belirlenmesini amaçlar. Tereke tespiti, miras paylaşımı, borçların ödenmesi ve mirasçı haklarının korunması için ilk adımdır.
Terekenin Tespitinin Önemi
Tereke tespiti yapılmadan miras paylaşımı mümkün değildir. Malvarlığının net olarak belirlenmesi, şu konularda önemlidir:
- Mirasçıların haklarının korunması,
- Mirasın borç ve alacaklarının doğru şekilde belirlenmesi,
- Vasiyetnamede belirtilen tasarrufların uygulanabilmesi,
- Mirasçılar arasında olası uyuşmazlıkların önlenmesi.
Terekenin Tespiti Davası Kimler Tarafından Açılabilir?
Dava, genellikle şu kişiler tarafından açılabilir:
- Yasal mirasçılar,
- Atanmış mirasçılar,
- Vasiyetname ile hak elde eden kişiler,
- Mirasçılar veya potansiyel mirasçılar arasında hak ihtilafı durumunda ilgili kişiler.
Terekenin Tespiti Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Tereke tespit davası asliye hukuk mahkemesi veya veraset ilamı alınan mahkeme nezdinde açılır.
- Miras bırakanın malvarlığının tam olarak belgelenmesi gerekir (taşınmazlar, banka hesapları, menkul mallar, borçlar vb.).
- Vasiyetname var ise, bunun geçerliliği ve malvarlığı üzerindeki etkisi değerlendirilir.
- Tereke üzerinde hak iddia eden kişilerin tüm belgeleri ve delilleri sunması gerekir.
Yargıtay Kararlarından Örnekler
1. Malvarlığı Tespiti
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2018/4721 E., 2019/1214 K. kararında:
“Tereke tespit davasında mahkeme, miras bırakanın tüm malvarlığını ve borçlarını titizlikle incelemeli ve mirasçı haklarını gözetmelidir.”
2. Borç ve Alacakların Belirlenmesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2017/3158 E., 2018/4897 K. kararında:
“Mirasçıların tereke üzerindeki haklarının korunabilmesi için borç ve alacakların kesin tespiti şarttır.”
Avukat Desteği ve Hukuki Süreç
Av. Mustafa KURNAZ, miras hukuku alanında terekenin tespiti, vasiyetname, miras paylaşımı ve mirasçı hakları konularında uzman avukattır. Dava sürecinde hukuki danışmanlık, belgelerin hazırlanması ve mahkeme süreçlerinin yönetimi konusunda profesyonel destek sunar.
🌐 mustafakurnaz.av.tr
📞 0 553 405 72 58 – Tıkla Ara
💬 WhatsApp ile İletişime Geç
Sonuç
Terekenin tespiti davası, mirasçılar arasında hak kayıplarını önlemek ve malvarlığının doğru paylaşımını sağlamak için kritik öneme sahiptir. Dava sürecinde uzman bir avukatın desteği, mirasın adil bir şekilde dağıtılmasını ve hukuki süreçlerin sorunsuz ilerlemesini sağlar.
Terekenin Tespiti Davası Nedir?
Terekenin tespiti davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 589. maddesinde düzenlenmiştir. Terekenin tespiti davası, tereke mallarının (mirasbırakandan kalan malların) korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere tüm önlemlerin alınması amacıyla açılan bir miras hukuku davasıdır. Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hallerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir (TMK m.589).
Terekenin tespiti davası, istem üzerine veya resen mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinde açılır.
Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir.
Bu itibarla mahkemece, resmi kurumlardan murisin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına ilişkin bilgi istenmek, tereke mallarını zilyetliğinde bulunduran veya murise borcu olan mirasçıların murisin mali durumu ile ilgili bilgi vermekle yükümlü oldukları hatırlatılarak bu hususta mirasçılardan bilgi alınmak suretiyle “Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün” 33’üncü maddesi gereğince; ölüm anı itibarıyla terekedeki (taşınır veya taşınmaz) mal ve hakların tespit edilip hükümde gösterilmesi gerekir.
Terekenin Tespiti İşleminin Sonuçları Nelerdir?
Mirasbırakanın Yerleşim Yeri Dışında Ölmesi Halinde Yapılacaklar
Tüm bu önlemler terekenin korunması ve tespiti kapsamındadır. Terekenin korunmasına ilişkin önlemler hukuki niteliği bakımından mirasın kazanılması yahut mirasçılık sıfatı bakımından maddi bir etkiye sahip olmadığından bu süre aşılsa bile paylaşmaya kadar her zaman istenebilir. Türk Medeni Kanununun 590. maddesinde yer alan bir aylık süre hak düşürücü süre olmayıp düzenleyici niteliktedir. Davacının muristen kredi borcu nedeniyle alacaklı olduğundan terekenin tespiti ve korunması için defterinin tutulmasını istemesinde hukuki yararı vardır.
Koruma Önlemi Olarak Terekenin Tespiti ve Defter Tutulması
Mahkeme Tereke Dosyasında Malların Mirasçılara Teslimine Karar Veremez
Davacı vekili, müvvekkilinin vasiyetname ile muris …’ün atanmış mirasçısı olduğunu, murisin müvekkili dışında bilinen mirasçısı olmadığını, terekenin tespit edilmesini, defter tutulmasını, koruma önlemlerinin alınmasını talep etmiştir.
İhbar edilen Hazine vekili, vasiyetnamede menkullere ilişkin bir tasarruf olmadığını, murisin menkullerinin Hazineye devrine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme davanın kabulüne, terekenin tespitine, murisin hesaplarında bulunan paraların atanmış mirasçısına veraset ilamına göre ödenmesi için müzekkere yazılmasına, murisin mahkeme kasasına alınan menkul eşyalarının atanmış mirasçısına teslimine karar vermiştir.
Hükmü, ihbar edilen Hazine vekili temyiz etmiştir.
Miras bırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. Bu önlemler özellikle kanunda belirtilen hallerde terekede bulanan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve varsa vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir (TMK m. 589/1-2). Türk Medeni Kanununun 590. maddesinde belirtilen sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde, sulh hakimi tereke mal ve haklarının yazımı için terekenin defterinin tutulmasına karar verir (TMK m. 590).
Mahkemece, talep doğrultusunda terekenin tespiti ve dosyadan el çekilmesi ile yetinilmesi gerekirken terekede bulunan menkullerin teslimine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ortaklığın Giderilmesi ile Terekenin Tespiti Davasının Farkları
Terekede bulunan menkul malların tespiti davasında ise, miras bırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. Bu önlemler özellikle kanunda belirtilen hallerde terekede bulanan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve varsa vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir (TMK m. 589/1-2). Türk Medeni Kanununun 590. maddesinde belirtilen sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde, sulh hakimi tereke mal ve haklarının yazımı için terekenin defterinin tutulmasına karar verir (TMK m. 590, Velayet, Vesayet ve miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin 2003/5960 sayılı Tüzük m. 33/1).
Ortaklığın giderilmesi davası, çekişmeli olarak görülürken terekenin tespiti talebi, çekişmesiz yargı işidir. Ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili iken, terekenin tespiti davasında miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Ortaklığın giderilmesi davası sonucunda verilen hüküm, nihai hüküm niteliğinde olmasına karşın terekenin tespiti davası sonucunda verilen hüküm, tedbir niteliğinde olup nihai hüküm teşkil etmez. Somut olayda, ortaklığın giderilmesi ve terekenin tespiti talebi aynı davada ileri sürülmüş ve hükme bağlanmış ise de her iki davanın dava nedenleri ve delilleri farklı olup iki davanın tefrik edilerek görülmesi gerekmektedir.
Terekenin Tespiti Kararı İstinaf veya Temyiz Edilemez
Talep; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 589-591. maddesine dayalı terekenin tedbir niteliğindeki tespiti ve defterinin tutulması isteğine ilişkindir. Sulh Hâkiminin terekenin tespiti ve tereke unsurlarının deftere geçirilmesine ilişkin kararları, terekenin korunması önlemleri kapsamında tedbir niteliğinde olup, temyizi kabil kararlardan değildir. Bu sebeple davalı vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Sulh hakiminin terekenin korunması önlemlerinden olan tedbir niteliğinde tespit ve defter tutmaya ilişkin kararları ve bu çerçevede yaptığı işlemlerin temyizi kabil değildir. Bu sebeple kararın temyiz kabiliyeti olmadığından temyiz isteğinin reddi gerekmiştir.